Premium otomotiv segmenti, tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyor. Mercedes-Benz Otomotiv Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam bu dönüşümün “elektrifikasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirliğe yönelik artan talep” üçlüsünde yönlendiğini belirtmekte.  Adam”a göre müşteriler artık giderek daha fazla, yüksek performanslı ve sıfır emisyonlu elektrikli araçlara ilgi gösteriyor. Tüm sektör gibi premium segment de büyük bir dönüşümden geçiyor. Dr. Nadine Adam markasının Türkiye performansını ve Editörümüz Mehmet Ali Kantarcı’nın sorularını şöyle cevaplandırdı:

 

1.İlk 5 aydaki satış performansınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Otomotiv sektörü 2025 yılına temkinli bir başlangıç yaptı. Ancak Mayıs 2025 itibarıyla toplam binek otomobil satışları, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 5 oranında artış gösterdi. Mercedes-Benz binek otomobilleri olarak ise yıla güçlü bir başlangıç yaptık ve Mayıs 2025 sonu itibarıyla geçen yıla göre yüzde 14’lük bir büyüme ve toplamda 11.924 adetlik satış rakamına ulaştık. Bu da markamızın gücünü ve müşterilerimizin gösterdiği ilgiyi açıkça ortaya koyan bir gösterge.Bu başarıda, premium segmentteki güçlü konumumuz, model yelpazemizdeki çeşitlilik ve yenilikçilik, ayrıca satış sonrası hizmetlerdeki sürekli yükselen kalitemiz gibi pek çok etken rol oynadı. Aynı zamanda, her gün müşterilerimize en iyi hizmeti sunmak için büyük özveriyle çalışan ekibimizin ve Türkiye geneline yayılmış Mercedes-Benz acente ağımızın yaptıkları işe olan inanç ve kararlılıklarının gururunu yaşıyoruz. Tüm bu güçlü yönlerimiz sayesinde pazarın üzerinde bir performans sergileyerek ilk çeyrekte büyümemizi sürdürdük.Aynı dönemde elektrifikasyon ve dijital dönüşüm yolculuğumuza ve müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik yatırımlarımıza da ara vermeden devam ettik.

2.Premium segment satışları hakkında neler söyleyebilirsiniz? Lükse olan talep devam ediyor mu?

Premium otomotiv segmenti, tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyor. Bu dönüşüm üç temel unsur tarafından şekilleniyor: elektrifikasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirliğe yönelik artan talep.Tüketici tercihlerinde belirgin bir değişim gözlemliyoruz. Müşteriler artık giderek daha fazla, yüksek performanslı ve sıfır emisyonlu elektrikli araçlara ilgi gösteriyor. Tüm sektör gibi premium segment de büyük bir dönüşümden geçiyor. Ancak bizi farklı kılan, bu dönüşümde öncü bir rol üstlenmemiz; bu da otomobilin icadından bu yana markamızın DNA’sında yer alan bir yaklaşım.Aynı zamanda gelişmiş dijital teknolojiler, premium deneyimin ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Yeni nesil bilgi-eğlence sistemleri, yapay zekâ destekli sanal asistanlar ve yarı otonom sürüş özellikleri artık birer seçenek değil, yeni standart olarak kabul ediliyor. Günümüzün premium müşterileri yalnızca performans, tasarım ve konfor aramıyor; aynı zamanda çevre dostu üretim süreçleri ve çevreye karşı duyarlı mobilite çözümlerine de değer veriyor.Mercedes‑Benz olarak bu dönüşümün öncülerinden olmaktan gurur duyuyoruz. Mayıs 2025 sonu itibarıyla üst segment araçlarımız, toplam satışlarımızın yüzde 5,7’sini oluşturdu ve 674 adetlik satışla aylık bazda yeni bir rekor kırdık. Bu sonuçlar, lükse olan talebin hâlen güçlü olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Bu ivmenin devam etmesi, Mercedes‑Benz markasının üst segmentteki gücünü ortaya koyuyor. Bu başarı, geçmişten gelen mirasımız, yeni nesil teknolojilerimiz ve müşterilerimize sunduğumuz olağanüstü deneyim taahhüdüyle şekilleniyor. Geniş acente ağımız ve özveri ile çalışan ekibimiz, bu marka vaadini müşterilerimiz için somut bir değere dönüştürmede kilit rol oynuyor. Müşterilerimize net bir taahhüdümüz var. Yalnızca en ileri teknolojilere sahip araçlar sunmakla kalmayıp, aynı zamanda geleceğe dönük, fark yaratan bir müşteri deneyimi yaşatmaya kararlıyız.

3.Ocak-Mayıs döneminde Türkiye’de satılan her beş Mercedes‑Benz aracından biri elektrikliydi. 2025 yılında elektrikli araçlara olan ilgiyi artırma konusunda karşılaşabileceğiniz en büyük fırsatları ve zorlukları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elektrikli araçlara geçiş, otomotiv tarihinin en köklü dönüşümlerinden birini temsil ediyor. Bu dönüşümün hızı ülkeden ülkeye farklılık gösterse de yönü son derece net. Mobilitenin geleceği elektrikli. Önümüzdeki 3-5 yıl içinde bu geçişin hem küresel ölçekte hem de Türkiye’de ciddi şekilde hızlanmasını bekliyoruz.Mercedes‑Benz olarak, bu dönüşümde hem dünyada hem de Türkiye’de öncü markalardan biri olmaktan gurur duyuyoruz. Küresel vizyonumuzla paralel şekilde, en yeni teknolojiler aracılığıyla sürdürülebilir ve çevre dostu çözümler sunmaya devam etmeyi ve Türkiye’de elektrikli araçların yaygınlaşmasında öncülüğümüzü sürdürmeyi hedefliyoruz.Bu yılın ilk beş aylık dönemine baktığımızda, sattığımız tüm araçların yüzde 21’inin elektrikli olduğunu görüyoruz. Mercedes‑Benz olarak bu dönemde toplam 2.489 elektrikli araç satışına ulaştık. Yani sattığımız her beş araçtan biri elektrikli oldu. Geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırdığımızda yüzde 17’nin üzerinde bir artış kaydettik. EQE 280 modelimizde olduğu gibi, Türkiye pazarına özel olarak sunulan motor seçenekleri de bu büyümeye önemli katkı sağladı.2025 yılına baktığımızda da karşımızda hem önemli fırsatların hem de dikkate alınması gereken bazı zorlukların bulunduğunu söyleyebiliriz. Bir yandan sürdürülebilirliğe yönelik artan tüketici ilgisi, şarj altyapısının genişlemesi ve devlet desteklerinin devam etmesi, elektrikli araçlara geçiş için son derece elverişli bir ortam yaratıyor. Öte yandan, altyapı yatırımlarının devamlılığı, kullanıcı farkındalığının artırılması ve daha geniş kitleler için ulaşılabilirlik gibi konular, önümüzdeki dönemde önemini korumaya devam edecek.Tüm bunlara rağmen biz geleceğe umutla bakıyoruz. Genişleyen tamamen elektrikli model portföyümüz, acentelerimizin güçlü desteği ve müşteri odaklı dijital çözümlerimizle Mercedes‑Benz’in Türkiye’de premium segmentte elektrikli dönüşüme öncülük edecek en güçlü markalardan biri olduğuna inanıyoruz. Amacımız, sürdürülebilir mobiliteyi her zamankinden daha fazla ulaşılabilir kılmak.

4.En çok satan elektrikli ve içten yanmalı motorlu modeller hangileri? Türk tüketicileri neden bu modelleri tercih ediyor?

Mercedes‑Benz olarak faaliyet gösterdiğimiz tüm pazarların farklı ihtiyaç ve beklentileri olduğunun farkındayız ve her pazara en uygun modelleri sunmaya özen gösteriyoruz. Bu kapsamda müşterilerimize bir seçim lüksü sunuyoruz. Bu nedenle de en çok satan modellerimiz pazardan pazara farklılık gösterebiliyor.Türkiye’ye baktığımızda ise tüketicilerin hem yeni teknolojileri ortalamanın üzerinde bir hızla benimsediklerini hem de markamızın geleneksel olark güçlü olduğu segmentlerine ilgilerini sürdürdüklerini görüyoruz.İçten yanmalı modellerimize baktığımızda, C-Serisi Türkiye’de en çok tercih edilen modelimiz olma konumunu koruyor. MBUX bilgi-eğlence sistemi gibi son teknoloji özellikleri ve ilerici tasarımıyla öne çıkan C-Serisi, aynı zamanda 204 beygir gücündeki 1,5 litrelik motoru ve 4MATIC dört tekerlekten çekiş sistemi sayesinde dinamik ve verimli bir sürüş deneyimi sunuyor. Bu özellikler, modelin Türk müşteriler nezdinde neden bu kadar cazip olduğunu açıkça gösteriyor.Memnuniyetle paylaşmak istediğim bir diğer konu da 2025 Mayıs sonu itibarıyla E-Serisi’nin 2.013 adet satışla Türkiye’deki en çok satan modelimiz konumuna yükselmesi. Bu değişim, zamansız bir şıklığı yeni nesil inovasyonlarla bir araya getiren yeni nesil E-Serisi’ne yönelik güçlü pazar tepkisini yansıtıyor. Bu tablo, premium segmentteki talebin nasıl evrildiğini ve Türkiye’de üst segment ürün gamımızın gücünü bir kez daha kanıtlıyor.

5.Online mağazanızın performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeni satış modelinize müşterilerinizin yaklaşımı nasıl oldu?

Mercedes‑Benz’de müşteri deneyimini sürekli iyileştirmek tüm çalışmalarımızın merkezinde yer alıyor. Bu hedefe ulaşmak için de en yeni dijital teknolojileri müşteri yolculuğunun her aşamasına entegre ediyoruz. Mercedes‑Benz Türkiye olarak, markamızın müşteri odaklı dönüşümünde önemli bir kilometre taşı olan yeni doğrudan satış modelini dünyada ilk uygulayan pilot pazarlardan biri olmaktan da gurur duyuyoruz. Online ve fiziksel olarak müşterilerimizle temas ettiğimiz noktaları bir araya getiren bu yeni yaklaşım, daha yalın ve şeffaf bir satış deneyimi sunarak müşteri beklentilerini daha iyi karşılamamızı sağladı. Ulusal düzeyde sabit fiyat politikası, doğrudan satış yapısı ve entegre online satış noktası gibi unsurlarla, müşterilerimizin markamızla kurduğu etkileşimi baştan sona yeniden tasarladık.Buna ek olarak, dijitalle fiziksel deneyimi kusursuz şekilde bir araya getiren yenilenmiş bir satoş yaklaşımı sunduk. Böylece müşterilerimize hem online hem de fiziksel ortamlarda daha modern, daha şeffaf ve daha kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz.2025 yılı Ocak-Mayıs döneminde online mağazamız üzerinden 2.709 adet aracın satışını gerçekleştirdik. Bu da toplam satışlarımızın yüzde 22,7’sinin online mağaza aracılığıyla gerçekleştiği anlamına geliyor. Elbette her zaman olduğu gibi bu süreçte acente ağımızın desteği çok önemli bir rol oynadı. Ayrıca Mercedes‑Benz Türkiye olarak, online satış oranı bakımından Mercedes‑Benz dünyasında ikinci sırada yer aldığımızı da gururla paylaşmak isterim.Tüm bu veriler, dijitalleşme yatırımlarımızın müşteri beklentileriyle ne kadar örtüştüğünü ve bu alandaki talebin önümüzdeki dönemde daha da artacağını açıkça ortaya koyuyor.

6.Mercedes‑Benz’in sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, çevre dostu araç üretimi ve karbon ayak izinin azaltılması konusundaki stratejilerinizden bahsedebilir misiniz?

2019 yılında, sürdürülebilirlik stratejimizin temel unsurlarından biri olan Ambition 2039 kapsamında, iklim koruma ve hava kirliliğiyle mücadeleye bütünsel bir yaklaşım benimsedik. Bu doğrultuda, 2022 itibarıyla Mercedes‑Benz’in araç üretim tesisleri net karbon nötr* hale geldi. 2030 yılına kadar enerji ihtiyacımızın yüzde 70’inden fazlasını, hem kendi bünyemizdeki güneş ve rüzgâr enerjisi üretimiyle hem de elektrik satın alma anlaşmaları aracılığıyla yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. Nihai hedefimiz ise 2039 yılına kadar dünya genelindeki tüm Mercedes‑Benz üretim tesislerini yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle ve sıfır CO₂ emisyonuyla çalışır hale getirmek.Bu sayede, tedarik zincirinden Ar-Ge ağına kadar tüm değer zincirimiz boyunca net karbon nötr* bir araç filosuna ulaşmayı hedefliyoruz. Üstelik bu hedefimizi, AB mevzuatının öngördüğü tarihten 11 yıl önce, 2039’a kadar gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu hedefe ulaşmak için araçlarımızın elektrifikasyonuna, üretimde yenilenebilir enerji kullanımına, batarya teknolojisinin geliştirilmesine, geri dönüştürülmüş malzemelerin yaygın kullanımına ve araçların yeşil enerjiyle şarj edilmesine odaklanıyoruz. Bu on yılın ikinci yarısında, yeni araç satışlarımız içinde elektrikli otomobillerin ve plug-in hibrit modellerin payının küresel ölçekte yüzde 50’ye ulaşacağını öngörüyoruz.Elektrikli araç pazarının hızla büyümesiyle batarya tedarikinin stratejik bir önem kazandığının da farkındayız. Bu nedenle sürdürülebilir ve maliyet açısından verimli bir tedarik zinciri sağlamak için çok yönlü bir strateji uyguluyoruz. Avrupa’daki batarya üretim kapasitemizi artırırken, uzun vadeli stratejik iş birlikleriyle de tedarik güvenliğini sağlıyoruz. Aynı zamanda batarya geri dönüşümü ve yeni nesil katı hâl batarya teknolojilerine de yatırım yaparak hem çevresel sürdürülebilirliği hem de maliyet verimliliğini artırmayı hedefliyoruz.Batarya üretim kapasitemizi artırmak ve döngüyü kapatmak amacıyla, 2024 yılında Kuppenheim’da sekiz haneli bir yatırımla kendi batarya geri dönüşüm tesisimizi açtık. Entegre mekanik ve hidrometalurjik süreçleri bir arada barındıran bu tesisi hayata geçirerek, Avrupa’da bu özellikteki ilk batarya geri dönüşüm tesisini devreye aldık ve böylece batarya geri dönüşüm döngüsünü tamamen kendi bünyesinde kapatabilen dünyadaki ilk otomobil üreticisi olduk. Net karbon-nötr, Mercedes-Benz’de önlenmeyen veya azaltılmayan karbon emisyonlarının sertifikalı dengeleme projeleri ile telafi edildiği anlamına geliyor.

7.Mercedes-Benz’deki son teknolojik gelişmeler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Auto Shanghai 2025’te yaşam kalitesini ve yol güvenliğini artırmaya, iklim koruması ve kaynak tasarrufuna katkı sağlamaya ve araçla sınırlı kalmayan, hiper-kişiselleştirilmiş dijital deneyimler sunmaya yönelik çığır açan teknolojilerin geliştirilmesine dair ilgi çekici bilgiler paylaştık.Mercedes-Benz olarak, araştırma ve sanayi ortaklarımızla birlikte, gelecekte bilgisayar mimarilerinde devrim yaratabilecek yapay sinir ağları üzerine çalışıyoruz. Örneğin, Kanada’daki Waterloo Üniversitesi ile nöromorfik bilgi işlem alanında bir iş birliğimiz bulunuyor. İnsan beyninin çalışma prensiplerini taklit eden bu teknoloji, yapay zekâ işlemlerini çok daha hızlı ve enerji açısından verimli hale getirebilir. Bu sayede güvenlik sistemleri trafik işaretlerini, şeritleri ve diğer yol kullanıcılarını mevcut sistemlere kıyasla çok daha iyi tanıyabilir ve özellikle düşük görüş koşullarında bile daha hızlı tepki verebilir. Bunu mevcut sistemlere kıyasla 10 kat daha verimli bir şekilde yapabilirler. Ayrıca otonom sürüşte veri işleme için gereken enerjiyi yüzde 90 oranında azaltma potansiyeline de sahip.Bununla birlikte, elektrikli araçların gövdesine kusursuz biçimde entegre edilebilecek yeni nesil güneş panelleri üzerine de çalışıyoruz. Neredeyse boya inceliğinde olan bu kaplama, yılda 14.000 kilometreyi aşkın menzil sağlayacak kadar elektrik üretebiliyor. Aktif fotovoltaik yüzey her türlü yüzeye uygulanabiliyor ve yüzde 20 verimlilik oranıyla oldukça yüksek bir performans sunuyor.Tüm bu yeniliklerin yanında, Mercedes-Benz olarak 2026 itibarıyla direksiyon sistemi ile ön tekerlekler arasında mekanik bağlantıya ihtiyaç duymayan direksiyondan kumanda teknolojisini bir seri üretim modelinde sunacak ilk Alman otomobil üreticisi olacağız. Bu sistem, direksiyon ile ön tekerlekler arasındaki mekanik bağlantı ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Bunun yerine sürücü, elektrikli bir kablo aracılığıyla aracı yönlendiriyor; böylece komutlar hızlı ve doğrudan iletiliyor.Tamamen yeni olan bu direksiyon sistemi, benzersiz bir müşteri deneyimi sunuyor, tam dönüşlerde gösterilmesi gerekli çabayı azaltırken, zahmetli el hareketlerine ihtiyaç duymadan çok daha pratik bir kullanım sunuyor. Ayrıca düşük hızlardaki manevraları ve park etmeyi önemli ölçüde kolaylaştırıyor.Sonuç olarak, bu çığır açan teknolojik ilerlemeler yalnızca estetik veya performansa yönelik değil; daha akıllı, duygusal olarak daha sezgisel ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru atılmış adımlar. Dijital inovasyonun ve insan odaklı tasarımın bütüncül entegrasyonu, modern lüks anlayışının dönüşümünde liderliğimizi pekiştiriyor. Mercedes-Benz olarak, geleceğin otomobilinin yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda ilerlemenin bir platformu olduğuna inanıyoruz.

8.2025 yılı itibarıyla tamamen elektrikli yeni CLA Türkiye’de satışa sunulacak. Yeni CLA’nın lansmanında araç ile ilgili oldukça olumlu yorumlar yapıldı. Bu modelle ilgili öne çıkan detayları bizimle paylaşır mısınız?

Yeni CLA’nın Türkiye lansmanı için biz de oldukça heyecanlıyız. 2025’in üçüncü çeyreğinde satışa sunulması planlanan bu model, Mercedes-Benz’in tamamen yeni geliştirilen Mercedes-Benz Modular Architecture (MMA) platformu üzerine inşa edilen ilk araç olacak. WLTP standartlarına göre tek şarjla 792 kilometreye kadar menzil sunmasıyla yeni bir ölçüt belirliyor. Aynı zamanda, müşterilerimizin farklı mobilite ihtiyaçlarına yanıt verebilmek adına yıl sonuna doğru içten yanmalı motor seçeneğini de sunmayı planlıyoruz.Yeni CLA ile sadece elektrikli sürüş anlamında değil, dijital zekâ ve tasarım konusunda da önemli bir sıçrama gerçekleştiriyoruz. Bu model, Mercedes-Benz’in kendi geliştirdiği yeni işletim sistemi MB.OS ile çalışan ilk araç olma özelliğini taşıyor ve bu da onu tekerlekler üzerindeki süper bilgisayar haline getiriyor. Aracın sürekli olarak Mercedes-Benz Akıllı Bulut’a bağlı olması sayesinde, başta sürüş destek sistemleri olmak üzere birçok fonksiyon kablosuz güncellemelerle yenilenebilecek. Yeni CLA, uzun yıllar boyunca güncel ve ileri teknolojiyle donatılmış kalacak.Bir diğer öne çıkan yenilik ise yeni nesil MBUX Sanal Asistan. Yapay zekâ ile çalışan bu sistem, bağlamı anlayabilen ve duygusal farkındalığa sahip doğal konuşmalar gerçekleştirebiliyor. Kullanıcı alışkanlıklarını hatırlayabiliyor ve ChatGPT, Bing ya da Google Maps gibi platformlarla entegre çalışarak sürüş deneyimini çok daha kişisel, sezgisel ve akıllı hâle getiriyor.

9.Performans anlamında  CLA neler vaad adiyor?

Yeni 800 volt mimarimiz sayesinde, WLTP standartlarına göre sadece 10 dakikalık bir şarjla 325 kilometreye kadar menzil elde edilebiliyor. Bu özellik, özellikle kompakt segmentte gerçek anlamda oyunun kurallarını değiştirecek. Ayrıca 85 kWh kapasiteli, daha yüksek enerji yoğunluğuna sahip ve karbon ayak izi düşürülmüş yeni bir batarya da bu modelde yer alıyor. Bu batarya hem sürdürülebilirlik hem de performans açısından ileriye dönük önemli bir adım niteliğinde.Özellikle altını çizmek istediğim bir diğer dikkat çeken teknoloji de aracın arka aksında bulunan iki vitesli şanzıman. İlk vites şehir içinde hızlı ve çevik sürüş sağlarken, ikinci vites uzun yol verimliliği için geliştirildi. Böylece kullanıcılar bu akıllı çözüm sayesinde birbirinden farklı iki dünyada da keyifle sürüş yapabiliyorlar.Tasarım açısından da CLA yine kendine has duruşunu koruyor. Aydınlatmalı yıldız paneli, panoramik cam tavanı ve yıldız formundaki LED farlarıyla güçlü ve ikonik bir siluete sahip.Tabii ki esneklikten de bahsetmemiz gerekiyor. Yeni CLA’nın 48 voltluk hibrit versiyonu da hem önden çekişli hem de 4MATIC dört tekerlekten çekişli seçenekleriyle sunulacak.Kısacası, yeni CLA modeli; duygusal tasarımı, ileri teknolojileri ve sürdürülebilir mobiliteye uzanan net vizyonuyla Mercedes-Benz’in inandığı her şeyi somut bir şekilde yansıtıyor. Önümüzdeki dönemde de hem elektrikli hem dijital dönüşüm yolculuğuna liderlik etmeye kararlıyız.